Ali Hancıoğlu’ndan Beypazarı Turizmine Katkı

” KAYA DORUĞU ÜLKESİ ”

Büyük şehirlerde yaşayanlar modernleşmenin hızlanmasıyla birlikte gelenek denilen yerel kültürden gitgide uzaklaşmaktadır. Öte yandan ‘kültür turizmi’adı altında turizm bölgesindeki kültürün turistlere çeşitli şekillerde sunulması günümüz Türkiyesi’nde yaygınlaşmaya başlayan bir olgudur. Büyük şehirlerde yaşayanlar modernleşmenin hızlanmasıyla birlikte gelenek denilen yerel kültürden gitgide uzaklaşmaktadır.
Beypazarı, Hitit, Frig, Galat, Roma, Bizans, Selçuklu ve son olarak da Osmanlıların egemen olduğu tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan yerleşim merkezlerinden biridir. İlçemize ilk isim “Lagania” olarak verilmiştir. ‘Kaya Doruğu Ülkesi’ anlamına gelen bu isim Beypazarı’nın konumunu ifade etmektedir.
Osmanlı Devleti’nin kurucusu Ertuğrul Gazi’nin babası Gazi Gündüzalp’in kabri de Beypazarı Hırkatepe Mahallesi’nde yer almakta olup her yıl çeşitli anma etkinlikleri düzenlenmektedir.
Beypazarı ilçemiz Ankara il merkezine sadece 100 kilometre mesafede olması ile başkentlilerin ailece haftasonları ve tatil günlerini değerlendirdikleri, köklü kültürü ve bu kültürün halen içinde yaşatıldığı tarihi bir dokuya sahiptir.
Beypazarı denince akla ilk gelen geçmişten günümüze içinde yaşantının devam ettiği kültürümüzün simgesi tarihi evleridir. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesine de konu olan Beypazarı evleri; cumbalı, üstünde guşgana adı verilen bir çatıdan oluşan iki üç katlı yapılardır. Evlerin iskeleti ahşaptır ve bu ahşap, tatlı kireç denilen malzemeyle sıvanmıştır. Odalardaki kirli havayı ve nemi alan yöreye özgü bu malzeme, Beypazarı evlerini farklı kılar. Uzaktan bakıldığında maket gibi görünen bu beyaz evlerimizin yanlarına gittiğinizde heybetleri misafirlerimizi şaşırtmaktadır.
Beypazarı, Osmanlı mimarisi tarzındaki tarihi eserleri ve evlerinin yanı sıra 600 yıllık çarşısı, bu çarşılarda faaliyet gösteren zanaatkarları ve saray mutfağı tarzındaki yöresel yemekleriyle de Türk kültürünün tüm inceliklerini halen yaşatır. Tarihi çarşımızı gezdiğinizde kazan, tencere kalaylayan bir kalaycıyı, semer işleyen bir semerciyi, ipekli el dokuması ürünleri dokuyup satışını yapan bir dokumacıyı halen işi başında görebilirsiniz.Dokumacılık, yorgancılık, bakırcılık, kalaycılık, demircilik, telkari işlemeciliği gibi kaybolmaya yüz tutmuş meslekler ilçemizde halen yaşatılmaktadır.
Beypazarı gümüşü ve telkari işçiliği ile dünya çapında ün kazanmıştır. İlçemizde çıraklıktan yetişen telkari ustalarımızın hazırladığı ürünler gümüşçüler çarşısındaki dükkanlarımızda vatandaşlarımızın beğenisine sunulmakta ve büyük ilgi görmektedir. Ustalarımızın hazırladığı el işçiliği telkari ürünleri yurtiçi ve yurtdışında birçok gümüş mağazasında yer almaktadır.
Ev hanımlarımızın kendi el emekleriyle hazırladığı yaprak sarması, 80 katlı baklava, erişte, tarhana gibi yöresel lezzetlerimizi kendi elleriyle sizlere ikram etmelerine sık sık şahit olursunuz. Beypazarımızın yaprak sarmasının özelliği, yaprağının toprağımızın yapısından dolayı ekşi, damarsız ve ince oluşu ve ev hanımlarımızın bir elin serçe parmağı kalınlığında özenle hazırlamalarından geçiyor. Taş fırınlarda göveçte pişirilen Beypazarı yaprak sarması gelen konuklarımızın en beğendiği lezzetler arasında yer alıyor.
Beypazarı Kurusu, doğal maden suyu, Beypazarı güveci, cevizli sucuk, 80 katlı baklava, yaprak sarması, havuç lokumu gibi yöresel lezzetlerimiz turistik tesislerimizde misafirlerimizin beğenisine sunulmaktadır.Özellikle ilçemize gelen yerli yabancı birçok turist Beypazarı Kurusu almadan evine dönmemektedir. Beypazarı Kurusu; un, tereyağı, tarçın, tuz, süt ve maya ile yapılan bir peksimet türüdür. Beypazarı Kurusunun tarihi aynı Beypazarı tarihi gibi çok eskilere dayanır. Beypazarı Kurusuyla ilk olarak Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Oğuz Türkleri zamanında karşılaşmaktayız. Türkler atlı-göçebe bir kültüre sahip olup sürekli hareket halindedirler. İşte, bu durumdakilerin besin ihtiyaçlarını karşılayan da Beypazarı Kurusu olmuştur. Çünkü; Beypazarı Kurusu kolay taşınabilir, doyurucu ve uzun süre taze olarak kalabilme özelliklerine sahiptir. Beypazarı Kurusu önceleri evlerde, mali durumu iyi olan aileler tarafından, kışlık yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, tek tek asma yaprağı üzerine konulmak suretiyle, odun fırınlarında pişirilirdi. Kuru, uzun süre tazeliğini koruyabilen bir yiyecektir. Rutubetsiz ortamda kış boyunca saklanabilir. Adı gibi kuru olan bu yiyeceğin çayın yanında çaya batırılarak tüketilmesini misafirlerimize tavsiye ediyoruz.
Beypazarı, doğal maden suları ile de ülkemiz ve yurtdışında da adını duyurmuş, kalitesiyle en çok tercih edilen doğal içecekler arasında yer almıştır. Beypazarı İnözü Vadisi’ndeki fabrikada saatte 300.000 şişe maden suyu üretilmekte ve Türkiye’mizin dört bir yanına olduğu gibi yurtdışına da ithal edilmektedir.
Beypazarı’na gelip çarşımızda alışverişini yaparak konaklarımızı ve müzelerimizi gezen misafirlerimiz akşam olup ilçemizden ayrılmadan önce İnözü Vadisi’nde ki tesislerimizi ve doğal güzelliklerimizi de gezebilir, günün yorgunluğunu bu eşsiz güzelliğiyle bilinen İnözü Vadisi’nde atabilirler.
İlçemiz turizmin yanı sıra halen tarımıyla da ön plana çıkmakta olup kendi topraklarımızda yetişen havucumuzla da ünlüdür. Türkiye’nin %60 havuç ihtiyacını karşılayan ilçemizde havucun yanı sıra ıspanak, marul, turp, soğan, yer elması gibi sebzeler çoğunlukla günlük olarak İstanbul Sebze Haline gönderilmektedir.
İlçemize Ankara’dan gelmek isteyen, ailesiyle farklı bir gün geçirmek isteyen misafirlerimiz, 1 saat gibi kısa bir sürede kendi araçlarıyla ulaşım sağlayabildikleri gibi, her yarım saatte bir karşılıklı sefer yapan otobüslerle de Beypazarımızı görebilirler. Beypazarı ayrıca Bolu iline de 90 km mesafede yer almaktadır. Seyahat acentalarının da günübirlik tur imkanları sunduğu Beypazarı’na tüm vatandaşlarımızı bekler, ağırlamaktan mutluluk duyarız.

Kısa adres:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir